Güncel magazin haber siteniz Ayaklı Gazete

YASEMİN ALLEN'DEN SAMİMİ AÇIKLAMALAR

YASEMİN ALLEN'DEN SAMİMİ AÇIKLAMALAR

yasemin allen ve seksilik

Türkiye-Avustralya-İngiltere üçgeninde yetişti. Hamuruna farklı kültürler kattı. Türkiye’ye kesin dönüş yaptıktan sonra duru güzelliği, masum duruşu ve yeteneğiyle kısa sürede parladı. Yeni dizisi ‘46’da bir ahlak büro polisini canlandırıyor. Yasemin Allen’la Türkiye’deki ahlak olgusundan girdik, aşka dair hislerine uzandık...

Yeni dizide bir kadın polisi canlandırıyorsunuz. Günümüz Türkiye’sinde polis olmak ister miydiniz?

- Rütbeme ve yapabileceklerime bağlı. Eğer bir şey görüp müdahale etmek istiyorsan ama sistem bir şekilde izin vermiyorsa bu çok can sıkıcı olurdu.

Karakteriniz bir ahlak büro polisi. Bugünün ahlak olgusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Çok değişken. Yeni dünya düzeninde; teknolojinin sağladığı sınırsızlıkla, toplumsal değerlerin çoğu değişiyor. Ahlak olgusunun da maalesef yozlaşma yönünde bir eğilimi var. Bak sosyal medyaya, kimin, neye tepki göstereceğini kestirmek mümkün değil.

Geçen haftaki röportajımızda Birce Akalay “Sadece Nişantaşı ve Etiler’de rahat yürümek istemiyorum” dedi. Siz sokakta rahat mısınız?

- Hangi sokakta, hangi saatte, nasıl gezdiğine dikkat etmek zorundasın maalesef. Bu her ülkede böyledir. Çünkü her ülkede fiziksel gücünü kadın üzerinde ispatlamak isteyen erkekler var. Oysa hepimizin beyni, dili eşit.

ÖPÜŞMEYLE TECAVÜZÜ AYNI KEFEYE KOYMAK HATA

Bu ülkede kadın olmak zor mu?

- Kadın olmak çok güzel ama her ülkede zorlukları var.

Size feminist diyebilir miyiz?

- Doğam gereği sanırım öyleyim ama centilmenliği de seviyorum. Arabaya binerken kapım açıldığı zaman sevinirim. Bu durumda da galiba feminist olmuyorum (gülüyor).

Biraz kafam karıştı, sizin sözlüğünüzde feministin tanımı nedir?

- Hakkımı ve diğer kadınların hakkını savunmak zorundayım. Kadın gücüne ve kadın aklı birlikteliğine inanıyorum.

Ahlak demişken; son günlerde neredeyse her gün çocuk istismarlarıyla ilgili haberler duyuyoruz...

- Küçücük kızlara yapılan tacizlerden sonra “Psikolojisi bozulmamıştır” diye rapor veriyorlar! O kız, 10 gün sonra kendini öldürüyor. Eskiden de cadı avları varmış, bir kızı cadı olmakla suçlayıp boğmaya kalkar, “Bir şey olmazsa cadı, olursa insan” derlermiş. O raporlar bana bunu anımsatıyor. Bu çağda bunlar yaşanmamalı.

Diziniz ‘46’ (Star TV) gece 23.00’ten sonra yayımlanıyor. Çünkü ‘Şaman ayini’ gibi bazı sahneleri sakıncalı bulunuyor. Başka bir dizide de sevişme sahnesi kesilip internetten yayımlanıyor...

- Ben küçükken gündüz saatlerinde televizyonda gösterilen Türk filmlerinde tecavüz sahneleri olurdu. Kimse sorgulamazdı. Günümüzde hangi kısıtlamaların toplum için iyi olacağını artık ayırt edemiyoruz. Bazı düzenlemeler yapılıyor, içinde doğru olanlar da olabilir. Ama öpüşme ve tecavüz sahnesi aynı kefeye koyuluyorsa büyük hata var demektir.

MASUMİYETİ DE SEKSİLİĞİ DE SEVİYORUM

Aslen İngilizsiniz, çocukluğunuz Türkiye’de, ergenliğiniz Avustralya’da geçti. Bu durum kafanızı karıştırdı mı?

- Evet. Türkiye’ye döndüğümde bir adaptasyon süreci geçirdim; kadın-erkek ilişkileri konusunda “Böyle olmaz” dedim. Sonra isyan ederek hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi anladım.

Kendinizi nereye ait hissediyorsunuz?

- Aileme ve arkadaşlarıma...

Kimine göre yeni neslin masum güzelisiniz, kimine göre de en seksi oyunculardan biri...

- Birinden kaçarken diğerine yakalanıyorsun. Masumiyeti de, seksiliği de hissetmeyi seviyorum. Ama içimde daha çok masum tarafı koruyorum.

Dizinizin adının çağrışımıyla sorarsam; 46’lık bir yanınız var mı?

- Hepimizin delilikleri var. Ama ben zamanla uyumsuz yanlarımı törpüledim. Samimiyete ve maneviyata odaklanıp deliliklerimden uzaklaştım.

Aşkla aranız nasıl?

Aşkı büyüdükçe öğreniyorum. Artık gerçek aşkın arkadaşlıktan çıktığını düşünüyorum. Erkek arkadaşım da bir oyuncu. Bu durum birbirimizi besliyor. 

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN YASEMİN ALLEN

Annesi oyuncu Suna Yıldızoğlu, Yasemin Allen’in babasıyla (Dudley Allen) İngiltere’de tanışıp evlendi. Çift sonra Türkiye’ye geldi. Allen, burada doğdu. 

Anne ve babası ayrılana kadar (11 yaş) Türkiye’de yaşadı. Daha sonra babası Güney Afrika’ya giderek kendine yeni bir hayat kurdu. Allen, annesiyle Avustralya’ya gitti. Sekiz sene orada yaşadı. Sinema, televizyon ve drama eğitimi aldı. Annesi ve kardeşi Türkiye’ye kesin dönüş yaptıktan bir yıl sonra tatil için onların yanına geldi ve burada kalmaya karar verdi.

 İlk işi ‘Elif’ dizisi oldu. Başlarda dil problemi yaşadı ama kitaplar ve filmlerle bunu aştı. ‘Merhamet’, ‘Şeref Meselesi’ ve ‘Muhteşem Yüzyıl’ gibi dizilerde oynadı. ‘Su ve Ateş’ filminde Özcan Deniz’le başrolü paylaştı.

SÖYLEŞİNİN PERDE ARKASI 

Çok ünlü olduğu halde bu kadar utangaç kalan kaç kişi var?

Ekranda ne görüyorsanız gerçekte de o: Dupduru bir güzellik... Ama nasılsa iltifatlara alışmıştır diye düşünmeyin. Daha “Ne kadar güzelsin” dediğim anda kıpkırmızı oldu. Çok ünlü olduğu halde bu kadar utangaç kalan kaç kişi var?

Onun kimyasını çözmek zor; hem ‘çabasız bir seksiliği’ hem de alabildiğine masum bir havası var. Maskülen tavrı dışarıya karşı bir kalkan oluyor. Bir yandan gözlerinizi ondan alamıyorsunuz, bir yandan da uzun uzun bakmaya çekiniyorsunuz.

Buluştuğumuz otelin Boğaz manzaralı roof’unda, bir koltuğa kuruluyoruz. Teybi çalıştırdığım an ellerinin titrediğini fark ediyorum. Kayıt bitene kadar bu böyle sürüyor. Daha önce defalarca röportaj verdiği, beni de önceden tanıdığı halde hâlâ heyecanını kaybetmemiş olması da beni çok etkiliyor.