Güncel magazin haber siteniz Ayaklı Gazete

BARIŞ ARDUÇ VE ELÇİN SANGU'DAN ÖZEL AÇIKLAMALAR

BARIŞ ARDUÇ VE ELÇİN SANGU'DAN ÖZEL AÇIKLAMALAR

BARIŞ ARDUÇ VE ELÇİN SANGU'DAN ÖZEL AÇIKLAMALAR

Kaderleri bir gecede değişti. Ekranda göründüklerinin ertesi sabahı artık sokakta dolaşamayacak haldeydiler. Aradan geçen bir senede şöhretleri katlanarak büyüdü. Bugün hayranları, Barış Arduç’un oturduğu bankı öpüyor, Elçin Sangu bir gün içinde sevenleriyle yüzlerce selfie çektiriyor. Onlar ekranın yeni gözde çifti. Çok merak edilmelerine rağmen pek ortalarda görünmemeyi tercih ediyorlar. Türkiye’nin bu iki yeni starıyla ‘Kiralık Aşk’ dizisinin yeni sezonu başlamadan hemen önce buluştuk. Hayat hikayelerini, değişen yaşamlarını ve aşklarını konuştuk. İşte bilinmeyen yanlarıyla Barış Arduç ve Elçin Sangu... Barış Arduç: Birileri beni sevsin diye özel bir çabam yok

Bu diziye kadar birçok projede yer aldınız. Sonra bir gece ‘Kiralık Aşk’la ekranda göründünüz. Ve ertesi sabah...
- Belli rutini olan bir adamdım. Sabah kalkıp spora giden, kahvesini alıp evine dönen... Birinci bölümün ardından spora giderken birileri kolumdan çekiştirip fotoğraf çektirmek isteyince ‘Bir şeyler oluyor’ dedim.
Evet. Günde en az 200 kişiyle selfie çektiren, oturduğu bank bilen öpülen bir adam haline geldiniz... 
- Evet ama özel hayatımda bir şey değişmedi. Hâlâ 15 sene önceki arkadaşlarımla görüşüyorum. Ve sadece iyi insan olmaya çalışıyorum. Lüks evler, arabalar...
- Öyle ideallerim olmadı. Tabii popüler bir işte çalıştığınız için para kazanmaya başlıyorsunuz. Önceliklerinizi bildiğiniz müddetçe kendiniz için yaptığınız harcamalar lüks olmuyor.
Artık bir düğünde çektiğiniz halay olay, denize girmek için tekneden inerken çekilen fotoğrafınız haber oluyor. Bununla başa çıkmak zor mu?
- Biri 15 yıllık çocukluk arkadaşımın, diğeri öz abimin düğünü. Gazeteye çıkmamak için arkadaşımın ya da abimin düğününde eğlenmekten kendimi alıkoymayacağım. Abisinin düğününde üç sene önce oynayacak adam şöhret oldu diye oynamazsa bu benim ayıbım olur. 
Plan yapmayı bıraktım

Kaygan bir zemin, televizyon sektörü... Şöhret biterse korkusu yaşıyor musunuz?
- Beş-altı sene önce planladığım şeyler gerçekleşmeyince yaşanan hüsranın daha büyük olduğunu gördüm. Plan yapmayı bıraktım. Şu an her şey çok yolunda. ‘Yarın ne olacağım’ endişesiyle yaşamak insanın zihnini de hayat enerjisini de köreltir. Bu hızlı yükselişten dolayı psikolojik destek aldınız mı?
- Evet. Almaya da devam edeceğim. Her insan almalı. Dünyada birçok şey kaotik bir hal alıyor, insanların siniri bozuluyor. Biz işin eğlence tarafındayız, dünyada yaşananları yumuşatmak için varız ama o sektörün içinde bir birey olarak kendi sağlığımı da iyi tutmak durumundayım. 
Kime sorsam, istisnasız herkes sizi çok sevdiğini söyledi. Kusursuz, paketlenmiş bir ürün mü yoksa gerçekten göründüğü gibi iyi bir adam mısınız? 
- Kötü biri olacak bir şey yaptığımı sanmıyorum. Birileri beni sevsin diye özel bir çabam yok. Eğer iyi insan olursan birileri zaten seni sevecektir. Sanırım özel hayatımda da yanlış bir şey bulmadı izleyici. Tabii dizideki karakterin de bunda etkisi büyük. Gupse Özay’la iki yıldır birliktesiniz. En popüler olduğunuz dönemde saklamadan bir ilişki yaşamak ne kadar doğru?
- Düzen ve istikrar benim için her zaman daha makbul. Bir senede 15 ilişki yaşamış bir adamdan ziyade, iki senedir çok güzel bir ilişkiye sahip bir adam olarak o resmin içinde bulunduğumdan kendimle gurur duyuyorum.
Etrafınızda size bu kadar hayran kadın varken tekeşli yaşamak zor olmuyor mu?
- Tekeşli yaşamayı seviyorum. “Çok popülerim, arkama şöhreti alayım, hadi kızlar hep beraber gezelim. Bugün seninle, yarın onunla” gibi durumlar bana sağlıklı bir zihnin eseri gibi gelmiyor. O an belki bu tip şeyler insana meziyet gibi görünebilir ama resmin bütününe bakınca insanın ne kadar kirlendiğini gösteren bir şey bu. Benim gözümde duygusal bağ yaşamadan her gün farklı bir hikâyeye kapı açmak iyi bir şey değil.
Öyle anlattınız ki... Hiç mi çapkın bir adam olmadınız?
- Önceden ilişki adamı değildim. Hayatımda hep spor vardı. Hiç âşık olmamış, bu konulara kafayı takmayan biriydim.
İlişkinizle ilgili söylenmeyen kalmadı. Sizi yakıştırmayanlar da ayrılmanızı dileyenler de oldu. Bunlar ilişkiyi nasıl etkiliyor? 
- İkimiz de eleştirilere karşı nötrüz. Bu bir ‘survivor’. Hayat devam ediyor. İlişkimizi beraber yaşıyoruz. Dolayısıyla nasıl bir şey yaşadığımızı da sadece biz biliriz.
E nasıl bir şey yaşıyorsunuz söyleyin, biz de bilelim...
- Güzel bir şey (gülüyor).

Evliliğe karşı değilim

Öpüşme sahnelerinin sevgilinizle büyük kavgalara sebep olduğu hatta dizinin montajına bile karıştığı yazıldı. İşin aslı ne?
- Bunlar öyle zırvalıklar ki üzerine konuşmak istemiyorum. İkimiz de işi gücü olmayan, bunlarla uğraşacak insanlar değiliz. Sapkınlık; bu söylenenlere ikna olup bunlar hakkında konuşmak.
Gupse Özay’dan yola çıkarsak sizi esprili kadın mı tavlar?
- Her akıllı olmaya çalışan insan gibi ben de her anı kaliteli geçirmek isteyen biriyim. Sizi yoran, üzen bir ilişkiyi kimse istemez. Eğer biriyle beraber iyi vakit geçiriyorsan formül tamamdır. 
Maşallah geçen sene evlenmeyen jönümüz kalmadı. Siz de bu kervana katılır mısınız?
- Evliliğe karşı değilim. Çocukları çok seviyorum ve çocuk sahibi olmak istiyorum. Bu yarın mı, üç sene sonra mı olur bilmem ama bir gün mutlaka olacak.

Dürüstlük benim için tek kural 

Ekrandaki gizli romantik, snob Ömer bir yana, bana son bir yıldır herkesin merak ettiği gerçek Barış’ı anlatın...
- Spor manyağıyım. Kendimle vakit geçirmeyi, sakinliği severim. Fena adam değilimdir ama benim de bir damarım vardır.
Kimler basar o damara? 
- Israra ve iyi niyeti suiistimale gelemem. Dürüstlük benim için tek kural. Bir adam sahtekârsa bile yalansız şekilde yüzüme “Ben sahtekârım” derse onu sempatik bulurum. Ailem ve yakınımdakilerle alakalı herhangi yanlış bir şey canımı çok sıkar. İnsanların haksızlığa uğramasına da dayanamam.
Çocukken çok şehir değiştirmişsiniz...
- Evet. Babamın dedesi göç zamanı Arnavutluk’tan Fatsa’ya gelmiş. Orada yaklaşık 50 sene yaşadıktan sonra da Düzce’ye gitmişler. Anne tarafım da Artvinli. Yolları Sakarya’da kesişiyor. Ardından çalışmak için İsviçre’ye gidiyorlar. Orada abim, ben ve kardeşim doğuyoruz. İlkokulda Sakarya’ya halamların yanına geldim. Bir sene sonra da ailem geldi ve Gölcük’e taşındık. 99 depremi olduğunda Sapanca’da tatildeydim. Sonrasında baba tarafımın yanına, Bolu’ya yerleştik. Bu sefer Düzce depremine yakalandım. Lise 2’de de İstanbul’a geldim.

Baklavam olsun diye spor yapmadım

İstanbul’a geldiğinizde anne ve abinizle yaşadığınızı duydum. Peki babanız?
- Ben lisedeyken ayrıldılar. Ben annemle kaldım. Ama babamla da görüşmeye devam ettim. 
Oyunculuk bu hikâyenin neresinde?
- Üniversitede tercih yaparken kafamda spor akademisi vardı. Kayseri’yi kazandım ama ilk senemde adapte olamadım, bıraktım. Konservatuvar fikrini değerlendirmeyi düşünürken Ayla Algan’la tanışıp oyunculuğa başladım.
Hep yakışıklı bulunan bir adam mıydınız?
- Beğenilirdim ama aslında ergenliğe girdiğim dönemde yakışıklı bir adam değildim. Öyle girdiğim mekânı falan yıkmazdım. Etrafımdakilere göre belki sadece kötünün iyisi gibi duruyordum.
Ekranda sık sık gördüğümüz o kasları neden yaptınız o halde?
- Ben hayatım boyunca hep spor yaptım. Bunun sebebi de baklavam olsun takıntısı değildi. Mesela ileride kilolu bir adam oynamam gerekirse kilo da alırım.

Elçin Sangu: Lise sona kadar çıkma teklifi almadım

Son dönemde Türkiye’nin en çok konuştuğu ama kendisi en az konuşan kadınlardansınız...
- Yerli yersiz konuşmayı sevmiyorum. Gerçekten konuşmam gereken bir durum varsa konuşuyorum.
Madem bugün o gün, beni kimsenin bilmediği iç dünyanıza yolculuğa çıkarır mısınız? Çok bilinmeyenli bir denklem gibisiniz. İnsanlar gerçek sizi tanımıyor. O cool kızın ardında ne var?
- Dışarıdan cool gibi görünüyor olabilirim, hatta bazıları beni soğuk, burnu havada sanıyor. Ama tanıştıktan sonra fikirleri değişiyor. 
Nasıl?
- Modum genelde hep yüksek. Bazı hareketlerim insanlar tarafından enteresan gibi algılanabiliyor. Mesela sinirlerim bozulunca başkalarının ağladığı şeylere gülüp aşırı reaksiyonlar verebiliyorum. 
Takıntılarınız var mı?
- Başarı takıntım var. Bir işe giriyorsam “Ya iyi yapayım ya da hiç yapmayayım” derim. Her şeyi akışına bırakamıyorum. Çok inceliyorum.

Hâlâ kiradayım ve normal bir arabam var

Zor bir hayat değil mi?
- Böyle yaşamak çok zor. Olaylar kontrolümden çıktığında mutsuz oluyorum. Bu yüzden kendi hayatımın kurallarından çok sapmadan yaşamaya çalışıyorum. 
Bu anlattıklarınıza bakınca yanlış bir meslek seçtiğinizi düşünüp pişman oluyor musunuz?
- Hayatımda verdiğim hiçbir karardan pişman olmadım. Zaten pişman olmamak için o kadar çok irdeleyip her şeyi kontrol altında tutmaya çalışıyorum ve o kadar az risk alıyorum ki pişman da olmuyorum. 
Önsezilerinin çok kuvvetli olduğunu duydum...
- Evet. Orası hiçbirimizin erişemediği bir bilinmezlik... Eskiden beri, söylediğim şeyler mutlaka başıma gelir, rüyamda gördüğüm şeyler anında gerçekleşir...

Daha önce de dizilerde oynadınız. Bu sefer ne değişti de şeytanın bacağını kırdınız?
- Şans, çalışmak... Çabalıyorum.
Bu büyük şöhret hep hayallerinizi süsler miydi? 
- Ailemde hep “Sen bir gün ünlü olursun” gibi şakalaşmalar olurdu. Ama ben hiç ciddi ciddi çok ünlü olayım, sokakta yürüyemeyecek kadar tanınayım gibi şeyler düşünmedim. Tam tersi, özgürlüğü elden aldığı için hiç tercih edeceğim bir şey değildi. Ama başarının getirisi buymuş. Keyfini sürmeye çalışıyor, iyi taraflarını görüyorum. İyi bir oyuncu ve iyi insan olayım istiyorum.

Bu tipimle deliyi oynayabilmeliyim

Peki hayatınızda neler değişti?
- Hiçbir şey. Büyük paralar kazanıp şöyle böyle yaşıyor diyorlar, alakası yok. 
Hadi canım...
- Gerçekten... Sadeliği seviyorum ve hayatıma öyle devam ediyorum. 
Ben emlak kraliçesi olmuşsunuz diye duydum ama... 
- Asla. Keşke olsam, tam tersi hâlâ kiradayım. Benim normal bir arabam, annemin de mütevazı bir evi var.
Adınız Beren Saat, Tuba Büyüküstün, Bergüzar Korel gibi devler liginde geçiyor... 
- Öyle bir lige inanmıyorum. Benim için isim olmak değil, başarılı olmak önemli. 
Kimine göre ‘seksi’, kimine göre ‘masum’sunuz... Sizce?
- Ben kendimi seksi bulmuyorum.

Yapılan anketler aksini söylüyor. Güzellik hayatta çok başa bela oldu mu?
- Asla... Hatta küçükken biraz çirkindim (gülüyor). 
Sizinki çirkin ördek yavrusu hikâyesi mi?
- Ergenliğe geç girdim. Sonra da gelişme dönemim uzun sürdü. Fiziğim yeni oturdu. Bu yüzden lise sona kadar çıkma teklifi falan gibi şeyler de almadım. Ama lise sonda birden çevremdekiler “Bu kıza ne oluyor” demeye başladı. Üniversiteyse tamamen kopuk (gülüyor). 
Peki bu yaşadığınız başarının sebebi oyunculuğunuz mu güzelliğiniz mi?
- İnsanların şekilci olduklarını düşünüyorum. Fizik benim avantajım olabilir ama sadece bununla anılmak istemem. Güzelim diye değil, başarılı olduğum için başrol teklifi almalıyım. Ya da bu tipimle deliyi de oynayabilmeliyim.

Hayatım baştan aşağıya sansür

İnsanların doğup büyüdükleri şehir, kişiliğine yansır derler. İzmirli olmak size nasıl yansıdı?
- İzmir; cesur, rahat, sıcak, iletişime açık bir şehir... Bunlar da bana yansıyan yanları.
Cesur şehirde nasıl bir ailede büyüdünüz?
- Şenlikli. Annem ve teyzelerimle yani kadınlarla dolu bir evde büyüdüm. Tek çocuğum. Anne-babam ben çok küçükken ayrıldı. Ben annemle kaldım. O da bir daha evlenmedi. Bu yüzden hayatımda baba faktörü hiç olmadı. Annem beni erken yaşta doğurmuş. Birlikte büyüdük diyebilirim. 
Mersin Üniversitesi’nde opera okudunuz. Müzik ve oyunculuk bu hikâyenin neresine denk düşüyor? 
- Evde bateri, elektro gitar vardı. Aynı zamanda Çerkesim, dans ve şarkılar geleneklerimizde var. Önüme ilk defa bir müzik aleti konduğunda bilindik bir şarkıyı çalıvermemle müzik kulağım olduğunu anladılar. Sonra opera eğitimi aldım ve mezun oldum.
Neden operaya devam etmediniz?
- Operanın yapılamaz olması ve okulların insanı yaratıcılığa itmesi gerekirken katı kuralların uygulanması beni soğuttu. Bu yüzden iki yıl kadar boş kaldım. Oyunculuksa küçüklükten beri sevdiğim bir meslekti. Akşamları annem eve geldiğinde kapıyı her defasında başka bir karakter olarak açıyordum. Tiyatroyu denemem gerektiğini de bana o söyledi.
Sanatın özgür olmasından yanayım

Hayatta nelere takılırsınız?
- Adalet duygusu bende biraz fazla gelişmiş. Bir şeyin adil olmadığına inanırsam takılıyorum. 
Apolitik misiniz?
- Bir döneme kadar belki ama sonradan değişti. Şimdi değilim.
Sistem ve sanat arasındaki ilişkiyi nasıl buluyorsunuz?
- Bir şeyi çok fazla kalıplara koyduğun zaman yaratıcılığı öldürüyor ve sanata balta vurmuş oluyorsun. Bu yüzden tabii ki sanatın daha özgür olmasından yanayım. 
Son dönem ekrandaki sansürler malum... Siz kendinize sansür uyguluyor musunuz?
- Hayatım baştan aşağıya sansür. Dediğim gibi otokontrolüm çok fazla.
Eğlenceli konulara geçelim... Aşka inanır mısınız?
- Birilerini sevmediğimiz bir dünyayı hayal bile edemiyorum.
Sizin dünyanızda zaten beş senedir aşk var. Gelen tanınırlık, erkek hayranlar ilişkide sarsıntı yarattı mı?
- Böyle bir ilgi kimsenin ilişkisini etkilemez. Normal hayat ikimiz için de devam ediyor.
O ne iş yapıyor? 
- Özel sektörde yönetici olarak çalışıyor.
Bu kadar uzun süreli ilişkinin sırrı ne?
- Bakışından bile ne demek istediğini anlamak.

Bu kadar yakıştırdıklarına göre işimizi güzel yapıyoruz

Yılın ekran çifti oldunuz. O kimya, ekranın büyüsü mü yoksa gerçek mi?
Barış Arduç: Gerçekten iyi anlaşıyoruz. Yüzüne gülüp arkandan konuşan birileri olursa enerji bozuluyor ama samimi ve dürüstsen ortaya kötü bir şey çıkması mümkün değil. Biz de öyleyiz.

Birbirinizi nasıl tarif edersiniz?
Barış A.: Elçin eğlenceli bir kadın. Birlikte çok çalışıyor ama kaliteli vakit geçiriyoruz. İkimizin de inatçı yanları var. 
Elçin Sangu: Barış göründüğü gibi biri, sinirini de mutluluğunu da olduğu gibi yansıtıyor.

Hayranlarınız sizi birbirine yakıştırıp öyle sahipleniyor ki hayatınızdaki kişilere hakarete varan yorumlar yapılabiliyor. Bunlar sizi nasıl etkiliyor?
Barış A.: Fikir beyan etmek herkesin hakkı. Ama kişilik haklarına müdahale edecek ya da insanlara hakaret edecek boyutta bir şeyler söylenmesini doğru bulmuyorum. O yorumlarda boğulmak bana da, Elçin’e de mantıklı gelmiyor. Eleştiri insanların canını acıtmadan yapılmalı. Gerçekten birini seviyorsanız onun özel hayatına saygı gösterirsiniz. İyi insan olmak zor bir şey değil. Karakteri ve onu oynayan oyuncuyu birbirinden ayırmak herkes için çok daha sağlıklı. İnsanların beni ve karakterimi sevmesi tabii hoşuma gidiyor. Ama Ömer gibi davranmıyorum diye beni suçluyorlarsa bunun için yapabileceğim bir şey yok. Çünkü ben Ömer değilim.
Elçin S.: Bizi bu kadar yakıştırdıklarına göre işimizi güzel yapıyoruz. İşin diğer tarafına gelirsek ben sosyal medyada profilimi yorumlara kapatmak zorunda kaldım. Çünkü güzel şeyler paylaştığımı düşünüyorum, beğenen oradaki butona basarak beğenir ya da beğenmez. Onun altında insanların birbirlerine hakaret etmesine ve o şiddetin benim sayfam üzerinden yapılmasına izin vermek istemiyorum artık.

Dizideki aşktan daha güzelini yaşıyorum

‘Kiralık Aşk’taki gibi para karşılığı birine âşık gibi rol yapabilir misiniz?
Elçin S.: Asla! Kiralık aşkı bir yana bırak, ben zaten aşırı sadık bir insanım.
Barış A.: Tabii yapamam. 
Uzun bakışmalar, günlerce beklenen el ele tutuşma ve öpüşme… Aşkın böyle yaşananı sadece dizilerde mi kaldı?
Barış A.: Demek insanlar ya böyle ilişkilere hasretler ya da birebir böyle ilişkiler yaşamışlar.
Siz hiç böyle bir aşk yaşadınız mı?
Barış A.: Dizidekinden daha güzelini yaşıyorum.
Elçin S.: Ben de...

BARIŞ VE ELÇİN’İN EN’LERİ

Barış Arduç- Neşet Ertaş dinliyor 
** Suç ve gerilim filmlerini seviyorum. David Mackenzie en beğendiğim yönetmenlerden.
** Bu aralarda ‘Narcos’ ve ‘The Night Of’ dizilerini izliyorum.
** Dinlediğim müzikler ruh halime göre değişiyor. Favorilerim Neşet Ertaş, Coldplay.
** Bu sıralar yoğunluktan kitap okuyamıyorum.

Elçin Sangu-‘Star Wars’ izliyor 

** Müzik hep hayatımda. Arada piyano başına geçer, çalarım, arada da dinlerim. 
** Bilimsel ve bana bir şeyler öğretecek kitapları okumayı seviyorum. 
** Bilimkurgu seviyorum. Cristopher Nolan filmleri favorim.
** George Lucas ve ‘Star Wars’ hayranıyım.
 

Diğer resimleri

BARIŞ ARDUÇ VE ELÇİN SANGU'DAN ÖZEL AÇIKLAMALAR